18 Nisan 2008 Cuma

1.4 litreye 125 beygir sığdıran Seat Leon,
Seat Leon’un 125 beygir gücündeki 1.4 litre TSI versiyonu, Türkiye’de satışa sunuldu. İspanyol Seat’ın en çok satan modeli Leon, performans hem ekonomiyi bir arada sunmayı başaran turbo beslemeli yeni 1.4 litrelik motoruyla dikkat çekiyor..
Direkt enjeksiyon teknolojisi ile turbo beslemeyi biraraya getiren ve 125 beygir maksimum güç üreten Leon, 197 km/s’lik maksimum hıza erişirken, 0-100 km/s hızlanmasını ise sadece 9.8 saniyede tamamlıyor. 6 ileri vitesli düz şanzımanla üretilen Leon 1.4 litre TSI, 1500 d/d ile 4000 d/d arasında 200 Nm’lik tork değeri sunuyor. Bu performansın karşılığında ise, rakipleri arasında en iyi yakıt tüketimi verilerinden birini sunmayı başaran Leon 1.4 litre TSI, 100 kilometrede ortalama 6.5 litre yakıt tüketiyor. Bu yeni motorun en önemli yeniliklerinden biri de, hava yerine su ile soğutulan ve emme manifolduna entegre edilen ara soğutucular olması. Hava yerine suyun kullanılması, ara soğutucunun daha verimli çalışmasını sağlarken, ortaya çıkan yüksek ısı miktarını dengeliyor.
Doğuş Otomotiv-Seat tarafından ithal edilen 125 beygirlik Leon 1.4 litre TSI, Stylance donanım seviyesinde satışa sunuluyor. 16 inç alüminyum alaşım jantlar, elektrikli/ısıtmalı/katlanabilir dış aynalar, direksiyondan kumandalı Radyo/CD/MP3 çalar, ABS (Anti Blokaj Sistem), TCS (Çekiş Kontrol Sistemi), sürücü ve yolcu ön, yan ve perde hava yastıkları, elektrikli ön ve arka camlar, uzaktan kumandalı merkezi kilit sistemi, sürücü ve yolcu koltuğu yükseklik ayarı, far yükseklik ayarı, sis farları, eve kadar izleme fonksiyonu, deri direksiyon ve vites topuzu, alarm, hız sabitleme sistemi, yol bilgisayarı, arka park sensörü, otomatik klima ve otomatik yanan farlar Stylance donanım paketinde standart olarak yer alıyor.
Hürriyet com. dan...
Etiketler: arabalar, teknoloji
15 Nisan 2008 Salı
BİRZAMANLAR YILDIZDI ŞİMDİ OLDU........

Kaybolan yıldızlar!
Kariyerlerinin bir döneminde şöhretin en ateşlisini yaşadılar, yavaş yavaş silinip 'kaybolan yıldızlar' kervanına katıldılar.
İstikrarını futbol hayatının genelini yayan oyuncuların sayısı oldukça az. Mesela her dönem zirvede olan Hakan Şükür, muhteşem bir jübileyle yeşil sahalara veda eden Mehmet Özdilek. Herkes 'Kral' ve 'Şifo' kadar profesyonel ya da şanslı değil. Kariyerlerinin bir dönemini en tepede geçiren, ancak zirvede tutunamayıp hızla düşen futbocular konumuz...Şöhretin en tatlısını yaşadıktan sonra yavaş yavaş etrafını saran kalabalıkta azalma olanlar... Gündemden düşenler, piyasa değerini kaybedenler;paparazzilerin bile peşini bıraktığı yıldızlar. Ya şöhretin şaşasına kapılıp dağıldılar ya da fırsatları kaçırdılar... Belki de yanlış yerdeydiler; yanlış zamanda, yanlış kararlar verdiler. Yakasını sakatlık belasına kaptıranlar, yurt dışı hayali nedeniyle yurt içinden olanlara da açık listemiz. Eğer son dönemle sınırlı tutmasaydık, çok daha kabarık olabilirdi, 'Şimdi bana kaybolan yıllarımı verseler'i dilinden düşürmeyenlerin listesi...
İşte zirvede tutunamayan futbolcular kervanı:
İlhan Mansız: Beşiktaş, Samsunspor'dan aldığı golcünün bu kadar başarılı olacağını tahmin bile edemezdi. 2002 Dünya Kupası'nda attığı 'Altın Gol' ile adını dünyaya duyuran İlhan Mansız, Beşiktaş'ta yaşadığı şampiyonluğun ardından bolca hayranının olduğu Japonya'nın yolunu tuttu. Sakatlıklar peşini bırakmadı, inanılaz diz ağrıları nedeniyle A.Gücü'nde istediklerini yapamadı. Artık İlhan için tek çare futbolu bırakmaktı, doğu olanı yaptı.
Oktay Derelioğlu: O hala Beşiktaş'ın Avrupa'da en çok gol atan futbolcusu. Milli maçta 8 kişiyi çalımlayıp Belçika ağlarına gönderdiği gol hala hafızalarda. Siyah-beyazlı renklerden ayrıldıktan sonra 13 takım değiştirdi. Ne yurt dışında, ne de Türkiye'de aradığını buldu. Futbola başladığı Fatih Karagümrük'te jübile yapmadan yeşil sahalara veda etti.
Alpay Özalan: Zirveye çıktığı Beşiktaş'ı bırakıp, F.Bahçe'ye transfer olduğunda da gündemdeydi, 96'da Fair Play ödülü aldığında da. Ailesine küfür edildiği için Türkiye'den gitti, Beckham'ın kulağına söyledikleri nedeniyle İngiltere'de 'istenmeyen adam' ilan edildi. 2002 Dünya Kupası'nda 'Altın Kadro'ya girdi. İsviçre maçı sonrası rakibine tekmeleyince milli formayı kaybetti. Cezası 2 Haziran 2007 tarihinde oynanan Bosna-Hersek-Türkiye maçıyla son buldu.Güney Kore ve Japonya maceralarının ardından Köln'e gitti. Teknik direktörü Daum'u eleştirince kadro dışı kaldı.
Elvir Baliç: Bursaspor'da kendini gösterdi, F.Bahçe'de yıldızını parlatıı. İspanyol devi Real Madrid'e rekor ücretle transfer olduğunda, artık dünya çapında bir yıldızdı. Sezon öncesi hazırlık maçında ağır bir sakatlık geçirince, yurt dışı hayali kabus oldu. İkinci Türkiye macerasında hayal kırıklığı yaşadı, son umut olarak gördüğü G.Saray'da sakatlık peşini bırakmadı.
Elvir Boliç: 1992'de geldiği G.Saray'dan, Feldkamp tarafından uzaklaştırıldı. 1995'te F.Bahçe'ye gitti ve ilk sezonunda şampiyonluk yaşadı. Avrupa kupası maçında Manchester United'ın sahasında 40 yıl sonra yenilmesine neden olan golü atarak tarihe geçti. 2000'de İspanya'nın Rayo Vallecano takımına gitti. 2005'te eski takımı İstanbulspor'a döndü, ama sakatlıklar kendini göstermesine engel oldu.
Vedat İnceefe: Fatih Terim tarafından genç yaşta keşfedildi. EURO 96'da Milli Takım formasını giyerek, tüm dikkatleri üzerine çekti. Geldiği noktanın kıymetini bilmeyince hızla düşmeye başladı. Vestel Manisaspor ve Bursaspor'da geçen sessiz yılların ardından Karagümrük'e gitti. Son zamanlarda manken Ebru Destan'la olan birlikteliğiyle gündeme geldi.
Ahmet Dursun: Beşiktaş'ın 100. yılındaki efsane kadrosunda yer aldı, ileri uçta İlhan Mansız'la muhteşem bir ikili oluşturdu. İlk sezonunda 21 gol attığı siyah-beyazlı takımdan ayrılarak, Çin'de şansını denedi. Onun da yakasını sakatlıklar bırakmadı ve 2003'ten sonra seyyah oldu. İstanbulspor, Etimesgut Şekerspor, Antalyaspor ve Ankaragücü'den sonra Kocaelspor'a gitti.
Mustafa Kocabey: Feldkamp'ın verdiği şansları çok iyi kullanıp, genç yaşta kendini göstererek, Hakan Şükür'le birlikte G.Saray'ın forvet hattını oluşturdu. Ünlü Fransız oyuncu Jean Pierre Papin'de benzetildiği için 'Papin' lakabını aldı. Geçirdiği sakatlıklar sonrası altyapısında yetiştiği G.Saray’dan ayrıldı. Etimesgut Şekerspor'da 3. Lig Şampiyonluğu yaşadı. Bu sezon Beylerbeyispor forması giyiyor.
Kemalettin Şentürk: Kimine göre 'Türkiye'nin gelmiş geçmiş en iyi ön liberosu', kimine göre sadece hırsı ve sertliğiyle iş yapan bir futbolcu. 1993'te G.Birliği'nden F.Bahçe'ye transfer oldu. Uche ve Högh'le çok iyi anlaştı, agresif futbolu ve çok sık kart görmesiyle dikkati çekti. Sarı-lacivertli takımdan ayrıldıktan sonra İkinci ve Üçüncü Lig'de oynadı. Kırıkkalespor'da futbolu bıraktıktan sonra siyasete soyundu. Maccabi'ye attığı gol hala hafızalarda.
Tolunay Kafkas: Erzurumspor, Konyaspor, Trabzonspor, Galatasaray, Bursaspor ve Denizlispor'da oynadı. kariyerinin en patlak yıllarını Trabzonspor'da yaşadı. 33 kere A milli oldu. Milli takım'ın EURO 96 Finalleri'ne gitmesinde büyük rol oynadı. Futbolunun sonbaharını Avusturya ekibi Superfund’da geçirdi. Şu anda ligin flaş takımı Kayserispor'u çalıştırıyor.
Okan Yılmaz: 2000-01 ve 2002-03 sezonlarında Türkiye Birinci Ligi'nde gol kralı oldu. Kritik maçlarda attığı gollerle, (A) Milli Takıma kadar yükseldi. Adı 'üç büyükler'le anıldı, Marsilya'ya transferi son anda yattı. 2005'te Bursaspor'dan ayrıldıktan sonra eski formunu bir türlü yakalayamadı. Şu anda Orduspor'da oynuyor.
Bülent Akın: Hagi'nin isteğiyle Denizlispor'dan 6 milyon euroya alındı, Şampiyonlar Ligi'nde çeyrek final oynayan kadroda yer aldı. G.Saray'daki ilk günlerinde Rumen futbolcunun veliahtı olacağı yorumları yapıldı. Bekleneni veremeyince Bolton Wanderers'a transfer oldu. Premier Lig'de tutunamadı ve kaybolup gitti.
Ahmet Yıldırım: Galatasaray'da UEFA Kupası'nı kaldırdı, Beşiktaş'ta 100. yıl şampiyonluğu yaşadı. Görev yaptığı mevkinin en iyilerinden biriydi. En büyük özelliği geriden oyun kurması ve soğukkanlı olmasıydı. Siyah-beyazlı takımdan sonrası dönem, Ahmet Yıldırım'ın isminin silindiği yıllar oldu. Etimesgut Şekerspor'da Sergen ve Ahmet Dursun'la birlikte kadro dışı bırakıldı.
Tayfun Korkut: Futbol hayatına Almaya'da başlayan Tayfun, 1995'te F.Bahçe'ye imza attı. Sarı-lacivertli takımda 5 sezon başarıyla forma giydikten sonra Real Sociedad’a, ardından da Espanyol'a transfer oldu. Ancak İspanya'da beklentileri karşılayamadı. Beşiktaş'tan olaylı ayrıldı, futbolu sessiz sedasız bıraktı. Şimdi Real Sociedad genç Takımı'nın başında.
Erol Bulut: Futbol yaşantısına Frankfurt'ta başladıktan sonra Tayfun Korkut'la birlikte geldiği F.Bahçe'de kimliğini şekillendirdi. 1995-1999 yılları arasında forma giydiği F.Bahçe'de, 1-0'lık Manchester United zaferi ile şampiyonluk sevinci yaşadı. Trabzonspor ve Adanaspor'da kiralık oynadı. Panathinaikos, Panionios ve Olympiakos formalarını giydiği Yunanistan'da 'Yılın Futbolcusu' seçildi. Futbol hayatını ukrayna tamsilcisi Metalurh Donetsk'te sürdürüyor.
Kaan Dobra: Roman Dabrowski, Türk vatandaşlığına geçerek 'Kaan Dobra' ismini aldı. İlginç adı, ünlü şovmen Mehmet Ali Erbil'in esprilerine neden oldu. Beşiktaş'ın 100. yılındaki şampiyon kadrosunda yer aldı. Sağ ayağını etkili kullanması ve uzaktan attığı sert şutlarla dikkati çekti. Eski takımı Kocaelispor'da futbolu bıraktı.
Ceyhun Eriş: Siirtspor'da gösterdiği performansla Fenerbahçe'ye transfer oldu. Yeteneği tartışılmazdı, ancak egoist oynaması Fenerbahçe'den gönderilmesine neden oldu. Ankaragücü'nde yeniden kendini gösterdi ve Trabzonspor'a imza attı. Devre arasında Karadeniz ekibinden de gönderildi.
Serkan Aykut: Samsunspor formasıyla 1999-2000 sezonunda gol kralı olduktan sonra 20 milyon dolara Galatasaray'a transfer oldu. Sarı-kırmızılı takımda Süper Kupa zaferi yaşadı. İyi bir performans sergilemesine rağman teknik direktörünün gözüne giremedi ve 2002'de eski takımına geri döndü. Samsunspor'un ligden düşmesiyle gözden uzaklaşınca, adı unutuldu.
Tolga Seyhan: Malatyaspor forması altında kendini gösterdi. 2003'de Ziya Doğan'ın isteğiyle Trabzonspor'a, 2005'te Lucescu'nun yoğın çabalarıyla 3,5 Milyon euroya Shakhtar Donetsk'e transfer oldu. Ukrayna takımında kendi mevkiinde çok oyuncu bulunduğu için fazla forma şansı bulamadı. 2006 yılını G.Saray'da kiralık olarak geçirdi, yeni sezonda eski takımı Trabzonspor'a döndü.
Ali Güneş: 2000-2004 yılları arasında forma giydiği Fenerbahçe'de, Mustafa Denizli döneminde yıldızını parlattı. 2004'te Beşiktaş'a transfer olması sarı-lacivertli taraftarların tepkisine neden oldu. Siyah-beyazlı takımda eski günlerinden çok uzaktaydı. Sezon başında Almanya ikinci Lig takımlarından Freiburg'la anlaştı.
Okan Koç: Gençlerbirliği'nde oynadığı futbolla 'üç büyükler'in transfer listesine girdi. Genç yıldızlar listesinin başında olduğu dönemde Beşiktaş'a transfer oldu. Ancak yeni takımında beklentilerin çok uzağında bir performans sergiledi. Konyaspor ve Ankaragücü'nde kiralık oynadıktan sonra Vestel Manisaspor'a gitti. Zirvenin hızla inmesinin en önemli nedeni disiplinsiz davranışları oldu.
Sinan Kaloğlu: Altay'da attığı gollerle dikkatleri üzerine çekti. Beşiktaş ve Galatasaray peşindeydi, o siyah-beyazlı takımı tercih etti. Kimine göre 'bal yapmayan arı'ydı, kimine göre gerektiği kadar şans verilmedi. Diyarbakırspor'a kiralandı, ardından V.Manisaspor'da oynadı. 2006 yılında Serdar Kurtuluş karşılığında Bursaspor'a verildi. Şimdilerde Fenerbahçe'ye attığı gollerle gündemde.
Mehmet Yılmaz: 2002 yılında Samsunspor'dan Trabzonspor'a transfer oldu. Fatih Tekke ve Gökdeniz'li takımda kısa sürede sivrildi. Genç yaşı ve hava toplarındaki hakimiyetiyle, bir süre rakip takımların korkulu rüyası oldu. Teknik direktör Halilhodziç'in, Mehmet Yılmaz'ı santrafor yerine stoper düşünmesi genç oyuncunun Anadolu kulüplerinin yolunu tutmasına neden oldu.
Zafer Biryol: 2003-2005 yılları arasında formasını giydiği Konyaspor'da kariyerin tepe noktasına çıktı. Gol kralı olduktan sonra Fenerbahçe'ye imza attı. Sakatlık nedeniyle uzun süre oynayamadı, kendini toparladığında ise forma şansı bulamadı. Sarı-lacivertli forma altında sadece 3 maça çıktı, Bursaspor'dan sonra Çaykur Rizespor'a gitti.
Haber Türk' ten alıntı....
Etiketler: futbol yıldızı olmak, SPOR
07 Nisan 2008 Pazartesi
DOMAİN ALAN ADI NEDİR?
Domain Alan Adı Nedir?
Domain nedir , nasıl çalışır ?
İnternet üzerinde kullanılan domain ( alanadı ) 'ler IP ( İnternet Protokol ) numaralarına ulaşmak için kullanılan bir isimlendirme sistemidir. İnternet üzerinden makineler birbirlerini IP dediğimiz numaralar sayesinde bulabilmektedir. (örn. www.bizimkiler.gen.tr için ip adresi 70.85.48.22 dür. ) IP adreslerinin hatırlanması ve kullanılması zor olduğu için bunun yerine kullanılması daha kolay olan isimlendirme sistemi (domain sistemi ) getirilmiştir.
www.turkiye.com.tr alanadı açılımı şu şekilde olmaktadır .tr ülke kodu (iki harfli ülke kodu listesine buradan ulaşabilirsiniz.) * .com ticari kullanım olduğunu bildirir üst düzey domain takısı (TLD) .turkiye domain adı www alt domain (subdomain) * Ülkelere verilmiş olan takılarının , örneğin türkiye için .tr takısının yönetimi o ülkedeki bir kuruma verilmektedir. Türkiyede bu ODTÜ bünyesindeki NİC.TR dir. Bu kurum .tr ile biten isimler üzerinde her türlü yetkiye sahiptir. Bu takı öncesinde kullanılacak TLD 'ler ülkelerin tercihlerine bırakılmıştır. Türkiyede kullanılmakta olan .name.tr takısı kullanıldığı gibi bu kurum isterse .isim.tr şeklinde de isimler türeterek bunlarıda kullanabilir. *USA'da ülke kodu kullanılmamaktadır.Bunun yerine yine hepimizin tercih ettiği uluslararası TLD'ler kullanılmaktadır. ( .com .net .org gibi )
Domain kayıt işlemi nasıl olmaktadır ?
İnternet'te bir adrese ulaşmak istediğimizde o bilgisayar kendisinde önceden tanımlanmış olan domain sorgulama adreslerinden bu domain'e ait bilgileri sorgular ve sonuç olarak bir IP adresi alır.Bu şekilde o adrese ulaşmış olur. İşte kayıt işlemi temel olarak bu sorgulama makinelerine IP karşılığının eklenmesidir. Domain name registry" işlemi tüm dünya üstünde registrar şeklinde adlandırılan firmalar aracılığı ile yapılır.Bu işlem söz konusu domain takılarına sahip olan ülke yada kurumlarca ücretlendirilmektedir. Bu ücretler bu işlemleri sağlayan sistemlerin devamını sağlamaktadır.
Domain kayıt işlemi kaç günde tamalanmaktadır ?
Dünyada bulunan ana domain sorgulama makineleri belirli aralıklar ile güncellenmektedir. Kayıt işlemi ardından tüm bu sunucuların dünya çapında güncellenmesi 24-72 saat içinde olmaktadır. Domain kaydı yaptırırsam bir web sitem yada eposta adresimde olacak mı ? Domain kaydı sadece bu sunucular üzerinde isim ile ilgili hakların belirtilen süre ile satın alınmasıdır.Bu durumda isim'i kullanabilmek için isim karşılığında yazılacak bir IP adresine yani bir sunucu üzerinde sizin istediğiniz hizmetler için hazırlanmış bir alana ( hosting ) ihtiyacınız olacaktır.
Domain kaydı yaptırdım ancak şimdilik bir eposta adresine yada bir web sitesine ihtiyacım yok.İsmin başkaları tarafından alınmasını engellemek istiyorum , hosting almam gerekirmi ?
Domain kaydı ile domain olarak aldığınız ismi bşakalarının almasını belirtilen süre içinde sağlamış oldunuz . Eğer eposta yada site ihtiyacınız yok ise hosting almanız gerekli değildir.
Domain'ime ait süre dolunca ne olacak ?
Eğer belirtilen süre sonunda domain'e ait yenileme yapmadı iseniz. Bu domain 10 gün içinde kullanılamaz hale gelir . Yaklaşık 45 gün kimse tarafından kayıt edilemez.Daha sonra tekrar isim serbest kalır. Domain adı kaç karakter uzunluğunda olmalı? Maksimum 63 karakter uzunluğunda olabilir.
Domain nedir , nasıl çalışır ?
İnternet üzerinde kullanılan domain ( alanadı ) 'ler IP ( İnternet Protokol ) numaralarına ulaşmak için kullanılan bir isimlendirme sistemidir. İnternet üzerinden makineler birbirlerini IP dediğimiz numaralar sayesinde bulabilmektedir. (örn. www.bizimkiler.gen.tr için ip adresi 70.85.48.22 dür. ) IP adreslerinin hatırlanması ve kullanılması zor olduğu için bunun yerine kullanılması daha kolay olan isimlendirme sistemi (domain sistemi ) getirilmiştir.
www.turkiye.com.tr alanadı açılımı şu şekilde olmaktadır .tr ülke kodu (iki harfli ülke kodu listesine buradan ulaşabilirsiniz.) * .com ticari kullanım olduğunu bildirir üst düzey domain takısı (TLD) .turkiye domain adı www alt domain (subdomain) * Ülkelere verilmiş olan takılarının , örneğin türkiye için .tr takısının yönetimi o ülkedeki bir kuruma verilmektedir. Türkiyede bu ODTÜ bünyesindeki NİC.TR dir. Bu kurum .tr ile biten isimler üzerinde her türlü yetkiye sahiptir. Bu takı öncesinde kullanılacak TLD 'ler ülkelerin tercihlerine bırakılmıştır. Türkiyede kullanılmakta olan .name.tr takısı kullanıldığı gibi bu kurum isterse .isim.tr şeklinde de isimler türeterek bunlarıda kullanabilir. *USA'da ülke kodu kullanılmamaktadır.Bunun yerine yine hepimizin tercih ettiği uluslararası TLD'ler kullanılmaktadır. ( .com .net .org gibi )
Domain kayıt işlemi nasıl olmaktadır ?
İnternet'te bir adrese ulaşmak istediğimizde o bilgisayar kendisinde önceden tanımlanmış olan domain sorgulama adreslerinden bu domain'e ait bilgileri sorgular ve sonuç olarak bir IP adresi alır.Bu şekilde o adrese ulaşmış olur. İşte kayıt işlemi temel olarak bu sorgulama makinelerine IP karşılığının eklenmesidir. Domain name registry" işlemi tüm dünya üstünde registrar şeklinde adlandırılan firmalar aracılığı ile yapılır.Bu işlem söz konusu domain takılarına sahip olan ülke yada kurumlarca ücretlendirilmektedir. Bu ücretler bu işlemleri sağlayan sistemlerin devamını sağlamaktadır.
Domain kayıt işlemi kaç günde tamalanmaktadır ?
Dünyada bulunan ana domain sorgulama makineleri belirli aralıklar ile güncellenmektedir. Kayıt işlemi ardından tüm bu sunucuların dünya çapında güncellenmesi 24-72 saat içinde olmaktadır. Domain kaydı yaptırırsam bir web sitem yada eposta adresimde olacak mı ? Domain kaydı sadece bu sunucular üzerinde isim ile ilgili hakların belirtilen süre ile satın alınmasıdır.Bu durumda isim'i kullanabilmek için isim karşılığında yazılacak bir IP adresine yani bir sunucu üzerinde sizin istediğiniz hizmetler için hazırlanmış bir alana ( hosting ) ihtiyacınız olacaktır.
Domain kaydı yaptırdım ancak şimdilik bir eposta adresine yada bir web sitesine ihtiyacım yok.İsmin başkaları tarafından alınmasını engellemek istiyorum , hosting almam gerekirmi ?
Domain kaydı ile domain olarak aldığınız ismi bşakalarının almasını belirtilen süre içinde sağlamış oldunuz . Eğer eposta yada site ihtiyacınız yok ise hosting almanız gerekli değildir.
Domain'ime ait süre dolunca ne olacak ?
Eğer belirtilen süre sonunda domain'e ait yenileme yapmadı iseniz. Bu domain 10 gün içinde kullanılamaz hale gelir . Yaklaşık 45 gün kimse tarafından kayıt edilemez.Daha sonra tekrar isim serbest kalır. Domain adı kaç karakter uzunluğunda olmalı? Maksimum 63 karakter uzunluğunda olabilir.
ARTIK TAMAMI TÜRK YAPIMI UÇAĞIMIZDA VAR!!!!

Türk Havacılık ve Uzay Sanayii A.Ş. (TUSAŞ) tarafından geliştirilen özgün Hedef Uçak Platformu ''Turna''nın, TUSAŞ Motor Sanayii A.Ş. (TEI) tarafından geliştirilen özgün ''turboprop motoru'' ile ilk test uçuşunu, dün TUSAŞ tesislerinde başarıyla gerçekleştirdiği bildirildi.
TUSAŞ'tan yapılan yazılı açıklamaya göre, havacılık alanında dışa bağımlılığın azaltılması ve azami yurt içi faydanın sağlanmasını teminen, yerli uçak-yerli motor entegrasyonu amacıyla TUSAŞ ve TEI arasında 11 Eylül 2007 tarihinde imzalanan İşbirliği Protokolü çerçevesinde, bugüne kadar motor hariç tümü özgün bir Hedef Uçak Sistemi olan ''Turna'', TEI tarafından insansız hava araçları için geliştirilen özgün turboprop motor ile birlikte ''tamamen milli'' bir ürün kimliği kazandı. 90 libre itme gücünde, 6500 maksimum pervane devrine sahip turboprop motorun, güvenilirlik testlerini takiben, Türk Silahlı Kuvvetleri envanterine giren ilk özgün hava platformu Turna'nın standart motoru olması öngörülüyor. Turna'nın, 2001 yılından bu yana, hava savunma birliklerinin eğitiminde kullanılmakta olup, bugüne kadar yüzlerce saat uçuşunun başarıyla gerçekleştirildi. TUSAŞ ve TEI firmalarının havacılık alanındaki birikim ve tecrübelerini bir araya getirerek gerçekleştirdikleri söz konusu özgün ve milli çözümün, Türk Havacılık ve Uzay sanayisinin ihtiyaçlarının özgün çözümler ile ülke içinden karşılanması hedefi doğrultusunda atılmış önemli bir adım olarak vurgulanıyor.
Etiketler: havacılık, yerli uçak
05 Nisan 2008 Cumartesi
ALTIN NASIL ELDE EDİLİR MERAK EDEN VARMI?
Altın Nasıl Üretilir?
Keşif-Kazı Mühendislik-İnşa-Madencilik ve İşleme-Arıtma-Geri Kazanma
Keşif: Kaşifler binlerce yıldır altın aramaktadırlar.Altın ilk kez nehir ve dere yataklarında bulunmuştur.1848’de California’daki büyük altına hücum hareketinden hafızalarda kalan,gözü pek altın arayıcılarının zaman zaman bellerine kadar suyun içindeki araştırmalarıdır.Bugün bile bazı altın arayıcıları hala uzak bölgelerde çabalamaktadır.Altın hala bu yöntemle bulunabilir.Nehir yataklarındaki altına alüvyon altın denir.Fakat yıllar geçtikçe, çoğu altın yüzeye daha yakın yerlerde bulunmuştur. Bugün dünyanın büyüyen ihtiyaçlarını karşılamak için altın madencilikte çıkarılmak zorundadır. Altın kayaların damarlarında, bazen de yerin binlerce feet altında bulunmaktadır.Orada olduğunu nasıl bileceğiz ? Madenin nerede olduğunu nasıl bileceğiz? Bugün altın keşfi geçmiştekinden daha farklı.Bu işlem en son teknolojiyi gerektirir. Bazen uzay istasyonlarında alınan dünyanın kızıl ötesi fotoğraflarıyla işe başlanır. Amerikan Jeolojik Araştırma,altın bulunabileceği muhtemel dünya yüzeyindeki farklı bölgeleri araştıran uzman jeologlar için bu tip haritaları çıkarmıştır.Bu bölgelerin yakın çekim hava fotoğrafları alınır ve dikkatlice analiz edilir.Neticede,kazı ekipmanları en vaat veren bölgeye gönderilir.
Kazı ve Mühendislik: Delme işlemi için kullanılan aletler kayada altın olup olmadığını,hangi derinlikte olduğunu,kalitesini ve sınıfını öğrenebilmek için kayadan örnekler alırlar.Örnekler, laboratuarda kimyasal analize tabi tutulurlar.Kazma işlemi, tabakanın büyüklüğünü,derinlik ve kalitesini belirlemeye yardımcı olmak için bölgenin birçok yerinde tekrarlanır.Bu yolla bölgenin haritası çıkarıldıktan sonra, maden mühendisleri, altın madeninin değerinin, onu çıkarma ve işletmek için gerekli maliyetten fazla olup olmadığını araştırırlar.Daha sonra bu bölge için en iyi maden türünün nasıl olacağına karar verirler.Altın tabakasının derinlik ,çevresindeki arazi,ulaşma ve çıkarma esnasındaki potansiyel zorluklar,suyun mevcudiyeti,bina ve yolların nereye konacağı ve son yıllarda büyük önem taşıyan doğal hayat ve çevreye etkisi gibi birçok konuyu hesaba katmak durumundadır.Maden mühendisleri,araştırmacılar,çevrebilimciler ve devlet görevlileriyle yakın temas halinde çalışırlar. Eğer altın tabakası, yüzeyden çok derinde değilse mühendisler genellikle açık bir maden ocağı tasarlar.Tabaka daha derinse, bir yeraltı madeni oluşturabilirler.Altının bulunması ve çıkarılması arasındaki süre 5 yıl kadar olabilir. Bu planlama ve işleme aşaması, ilk ons altın çıkarılmadan önce,yüz milyonlarca dolar gerektirebilecek kadar pahalı bir iştir.
Madencilik ve İşleme
1- Maden ocağı tasarlandıktan ve inşa edildikten sonra, patlama oluşturmak için delikler açılır ve cevherden alınan örnekler metalürjik karakterlerini ve sınıflarını belirlemek için incelenir. Kırılan kaya,verimlilik tiplerine göre işaretlenir.
2- Metalürjik bileşimine dayanılarak, raportör,kamyon operatörlerine ,maden cevherini doğru işleme bölgesine taşıması için emir verir.
A) Düşük kalite cevher, kabaca iri parçalar halinde kırılır.Bu parçalar dikkatli bir şekilde sıralanır.Sonra yığının üst yüzeyinden inceltilmiş siyanür solüsyonu dökülür.Solüsyon yığının içine süzülür ve siyanür altını eritir.İçinde erimiş altın bulunan solüsyon daha sonra toplanır.
B) Yüksek kalitede cevher, toz haline getirildiği ezici bir makineye taşınır. Metalürjik özelliklerine dayanılarak, cevher 3 geri kazanma evresinden biri ile işlenir.
1-Okside olmuş cevher,siyanür vasıtasıyla eritilir.
2-Karbon içeren kırılmış cevher, içindeki kükürt ve karbonun yanması için, 1000 fahrenheit ‘ten fazla bir ısıya tabi tutulur.
3-Karbon içermeyen kırılmış cevher,oksitlenir. Bu yolla altın kükürt minerallerinden arındırılmış olur.
4- İşlenmiş, yüksek kalite cevher, siyanürle işleme tabi tutulur. Daha sonra altın bu solüsyondan absorbe edilir. Geri kalan siyanür, yeniden kullanılır hale getirilir.
5- Karbon yüklü altın, bir kaba konur.Burada altın kimyasal olarak karbondan sıyrılır.Arta kalan karbon da tekrar kullanılmak üzere geri kazanılır.
6- Altın, elektrolize edilerek yada kimyasal yer değiştirme vasıtasıyla solüsyondan ayrıştırılır.
7- Saf olmayan altın, %90’a varan altın içeren kalıplar halinde eritilir.Kalıplar daha sonra, 0,999.9 saf haline dönüşeceği dış rafineriye gönderilir.
Arıtma: Arıtma, altını diğer metallerden ayırma ve temizleme işidir.Rafineriye giden altın ya geri kazanılacak bir hurda yada cevherden külçe haline gelecek değişim işlemin son sahnesindedir.Son arıtma işlemi normalde 2 adımdan oluşur;
İlk önce ham altın eritilir.Eriyen metalin içinde klor, kabarcıklar halinde yükselir.Altının içindeki diğer metaller chloride dönüşür ve yüzeye çıkarlar.Bu işten %99.5 oranında saf altın üretilir.Altın, daha sonra pozitif elektrot içine dökülür.Pozitif elektrotlar, bir elektrolitik hücreye yerleştirilir.Akımın geçmesiyle %99.99 oranında saf altın negatif elektrotta toplanır.Çoğu altın ürünleri ve alaşımları için, başlangıç materyalleri olarak %99.99 oranında altın gereklidir.
Geri Kazanma: Her madenin belli bir ömrü vardır.Birkaç yıldan sonra mevcut altının büyük bir kısmı çıkarıldığında o maden tükenmiş sayılır. Eski zamanlarda, tükenmiş madenler öylece terk edilirlerdi.Ancak bugün durum değişmiştir.Sıkı çevresel ve madencilik standartları, üzerinde maden çıkarılan bölgenin yeniden verimli hale getirilmesi yada kendi doğal konumuna mümkün olduğunca uygun restore edilmesini öngörür. Geri kazanma için detaylı planlar daha maden kurma izni alma aşamasında devlet yetkililerine bildirir.Gelişimler çevre bilimciler ve mühendisler tarafından sürekli izlenir. Madenin çalıştırıldığı süre boyunca da doğal yaşamını ve özellikle soyu tükenmekte olan türleri korumak üzere sıkı ölçümler yapılır.Islak olanlar ve diğer doğal kaynaklar tamamen korum altına alınır ve madencilik çalışmasının bitmesinden az önce geri kazanma ile ilgili çalışmalarda başlar. Toprağın düzeltilmesi, bitki ve ağaçların dikilmesi.... gibi.
Araziyi yeniden kazanma, günümüz madenciliğinin, o kadar önemli bir parçası haline gelmiştir ki, işlem bittiğinde o arazi üzerinde bir maden bulunduğunun anlaşılması neredeyse imkansızdır.Hatta bazı araziler bu işlemden sonra eskisinden çok daha güzel görünmektedir.Geri kazanma, altın madenciliğinin en son aşamasıdır
ALTIN
Altın, kimyada Au sembolü ile gösterilen yumuşak, parlak sarı renkte metalik bir element. Altının parlak sarı rengi, asitlere karşı dayanıklılığı, doğada serbest halde bulunabilmesi ve kolay işlenebilmesi gibi özellikleri, insanların ilkçağlardan beri ilgisini çekmiştir.
Altın, parlak sarı rengi ve ışıltısıyla göz alan çok ağır bir metaldir. Üstelik kolay kolay tepkimeye girmeyen çok kararlı bir element olduğu için havadan ve sudan etkilenmez. Bu yüzden hiçbir zaman paslanmaz, kararmaz ve donuklaşmaz. Bir başka özelliği de saf haldeyken çok yumuşak olmasıdır; bu nedenle kolayca dövülerek biçimlendirilebilir. Altın bütün bu özellikleriyle tarih boyunca en değerli metallerden sayılmıştır.
Konu başlıkları
1 Tarihçe
2 Bulunuşu
3 Elde edilişi
4 Bileşikleri
5 Kullanılışı
6 Alaşımları
6.1 Altın-gümüş alaşımları
6.2 Altın-nikel alaşımı
6.3 Altın-bakır alaşımı
6.4 Altın-palladyum alaşımı=
6.5 Altın ayarı
6.6 Altın işi=
Keşif-Kazı Mühendislik-İnşa-Madencilik ve İşleme-Arıtma-Geri Kazanma
Keşif: Kaşifler binlerce yıldır altın aramaktadırlar.Altın ilk kez nehir ve dere yataklarında bulunmuştur.1848’de California’daki büyük altına hücum hareketinden hafızalarda kalan,gözü pek altın arayıcılarının zaman zaman bellerine kadar suyun içindeki araştırmalarıdır.Bugün bile bazı altın arayıcıları hala uzak bölgelerde çabalamaktadır.Altın hala bu yöntemle bulunabilir.Nehir yataklarındaki altına alüvyon altın denir.Fakat yıllar geçtikçe, çoğu altın yüzeye daha yakın yerlerde bulunmuştur. Bugün dünyanın büyüyen ihtiyaçlarını karşılamak için altın madencilikte çıkarılmak zorundadır. Altın kayaların damarlarında, bazen de yerin binlerce feet altında bulunmaktadır.Orada olduğunu nasıl bileceğiz ? Madenin nerede olduğunu nasıl bileceğiz? Bugün altın keşfi geçmiştekinden daha farklı.Bu işlem en son teknolojiyi gerektirir. Bazen uzay istasyonlarında alınan dünyanın kızıl ötesi fotoğraflarıyla işe başlanır. Amerikan Jeolojik Araştırma,altın bulunabileceği muhtemel dünya yüzeyindeki farklı bölgeleri araştıran uzman jeologlar için bu tip haritaları çıkarmıştır.Bu bölgelerin yakın çekim hava fotoğrafları alınır ve dikkatlice analiz edilir.Neticede,kazı ekipmanları en vaat veren bölgeye gönderilir.
Kazı ve Mühendislik: Delme işlemi için kullanılan aletler kayada altın olup olmadığını,hangi derinlikte olduğunu,kalitesini ve sınıfını öğrenebilmek için kayadan örnekler alırlar.Örnekler, laboratuarda kimyasal analize tabi tutulurlar.Kazma işlemi, tabakanın büyüklüğünü,derinlik ve kalitesini belirlemeye yardımcı olmak için bölgenin birçok yerinde tekrarlanır.Bu yolla bölgenin haritası çıkarıldıktan sonra, maden mühendisleri, altın madeninin değerinin, onu çıkarma ve işletmek için gerekli maliyetten fazla olup olmadığını araştırırlar.Daha sonra bu bölge için en iyi maden türünün nasıl olacağına karar verirler.Altın tabakasının derinlik ,çevresindeki arazi,ulaşma ve çıkarma esnasındaki potansiyel zorluklar,suyun mevcudiyeti,bina ve yolların nereye konacağı ve son yıllarda büyük önem taşıyan doğal hayat ve çevreye etkisi gibi birçok konuyu hesaba katmak durumundadır.Maden mühendisleri,araştırmacılar,çevrebilimciler ve devlet görevlileriyle yakın temas halinde çalışırlar. Eğer altın tabakası, yüzeyden çok derinde değilse mühendisler genellikle açık bir maden ocağı tasarlar.Tabaka daha derinse, bir yeraltı madeni oluşturabilirler.Altının bulunması ve çıkarılması arasındaki süre 5 yıl kadar olabilir. Bu planlama ve işleme aşaması, ilk ons altın çıkarılmadan önce,yüz milyonlarca dolar gerektirebilecek kadar pahalı bir iştir.
Madencilik ve İşleme
1- Maden ocağı tasarlandıktan ve inşa edildikten sonra, patlama oluşturmak için delikler açılır ve cevherden alınan örnekler metalürjik karakterlerini ve sınıflarını belirlemek için incelenir. Kırılan kaya,verimlilik tiplerine göre işaretlenir.
2- Metalürjik bileşimine dayanılarak, raportör,kamyon operatörlerine ,maden cevherini doğru işleme bölgesine taşıması için emir verir.
A) Düşük kalite cevher, kabaca iri parçalar halinde kırılır.Bu parçalar dikkatli bir şekilde sıralanır.Sonra yığının üst yüzeyinden inceltilmiş siyanür solüsyonu dökülür.Solüsyon yığının içine süzülür ve siyanür altını eritir.İçinde erimiş altın bulunan solüsyon daha sonra toplanır.
B) Yüksek kalitede cevher, toz haline getirildiği ezici bir makineye taşınır. Metalürjik özelliklerine dayanılarak, cevher 3 geri kazanma evresinden biri ile işlenir.
1-Okside olmuş cevher,siyanür vasıtasıyla eritilir.
2-Karbon içeren kırılmış cevher, içindeki kükürt ve karbonun yanması için, 1000 fahrenheit ‘ten fazla bir ısıya tabi tutulur.
3-Karbon içermeyen kırılmış cevher,oksitlenir. Bu yolla altın kükürt minerallerinden arındırılmış olur.
4- İşlenmiş, yüksek kalite cevher, siyanürle işleme tabi tutulur. Daha sonra altın bu solüsyondan absorbe edilir. Geri kalan siyanür, yeniden kullanılır hale getirilir.
5- Karbon yüklü altın, bir kaba konur.Burada altın kimyasal olarak karbondan sıyrılır.Arta kalan karbon da tekrar kullanılmak üzere geri kazanılır.
6- Altın, elektrolize edilerek yada kimyasal yer değiştirme vasıtasıyla solüsyondan ayrıştırılır.
7- Saf olmayan altın, %90’a varan altın içeren kalıplar halinde eritilir.Kalıplar daha sonra, 0,999.9 saf haline dönüşeceği dış rafineriye gönderilir.
Arıtma: Arıtma, altını diğer metallerden ayırma ve temizleme işidir.Rafineriye giden altın ya geri kazanılacak bir hurda yada cevherden külçe haline gelecek değişim işlemin son sahnesindedir.Son arıtma işlemi normalde 2 adımdan oluşur;
İlk önce ham altın eritilir.Eriyen metalin içinde klor, kabarcıklar halinde yükselir.Altının içindeki diğer metaller chloride dönüşür ve yüzeye çıkarlar.Bu işten %99.5 oranında saf altın üretilir.Altın, daha sonra pozitif elektrot içine dökülür.Pozitif elektrotlar, bir elektrolitik hücreye yerleştirilir.Akımın geçmesiyle %99.99 oranında saf altın negatif elektrotta toplanır.Çoğu altın ürünleri ve alaşımları için, başlangıç materyalleri olarak %99.99 oranında altın gereklidir.
Geri Kazanma: Her madenin belli bir ömrü vardır.Birkaç yıldan sonra mevcut altının büyük bir kısmı çıkarıldığında o maden tükenmiş sayılır. Eski zamanlarda, tükenmiş madenler öylece terk edilirlerdi.Ancak bugün durum değişmiştir.Sıkı çevresel ve madencilik standartları, üzerinde maden çıkarılan bölgenin yeniden verimli hale getirilmesi yada kendi doğal konumuna mümkün olduğunca uygun restore edilmesini öngörür. Geri kazanma için detaylı planlar daha maden kurma izni alma aşamasında devlet yetkililerine bildirir.Gelişimler çevre bilimciler ve mühendisler tarafından sürekli izlenir. Madenin çalıştırıldığı süre boyunca da doğal yaşamını ve özellikle soyu tükenmekte olan türleri korumak üzere sıkı ölçümler yapılır.Islak olanlar ve diğer doğal kaynaklar tamamen korum altına alınır ve madencilik çalışmasının bitmesinden az önce geri kazanma ile ilgili çalışmalarda başlar. Toprağın düzeltilmesi, bitki ve ağaçların dikilmesi.... gibi.
Araziyi yeniden kazanma, günümüz madenciliğinin, o kadar önemli bir parçası haline gelmiştir ki, işlem bittiğinde o arazi üzerinde bir maden bulunduğunun anlaşılması neredeyse imkansızdır.Hatta bazı araziler bu işlemden sonra eskisinden çok daha güzel görünmektedir.Geri kazanma, altın madenciliğinin en son aşamasıdır
ALTIN
Altın, kimyada Au sembolü ile gösterilen yumuşak, parlak sarı renkte metalik bir element. Altının parlak sarı rengi, asitlere karşı dayanıklılığı, doğada serbest halde bulunabilmesi ve kolay işlenebilmesi gibi özellikleri, insanların ilkçağlardan beri ilgisini çekmiştir.
Altın, parlak sarı rengi ve ışıltısıyla göz alan çok ağır bir metaldir. Üstelik kolay kolay tepkimeye girmeyen çok kararlı bir element olduğu için havadan ve sudan etkilenmez. Bu yüzden hiçbir zaman paslanmaz, kararmaz ve donuklaşmaz. Bir başka özelliği de saf haldeyken çok yumuşak olmasıdır; bu nedenle kolayca dövülerek biçimlendirilebilir. Altın bütün bu özellikleriyle tarih boyunca en değerli metallerden sayılmıştır.
Konu başlıkları
1 Tarihçe
2 Bulunuşu
3 Elde edilişi
4 Bileşikleri
5 Kullanılışı
6 Alaşımları
6.1 Altın-gümüş alaşımları
6.2 Altın-nikel alaşımı
6.3 Altın-bakır alaşımı
6.4 Altın-palladyum alaşımı=
6.5 Altın ayarı
6.6 Altın işi=
Etiketler: Madenler
BALIK DEYİP GEÇME!!!
MARLON BRANDO
Bayıldım vallahi bu balığa keyfe bak halinden memnun.'Baba'filminden fırlamış mafya babası gibi müberek.Sanki Marlon BRANDO!... peşin satanlar gibi yayılmış öyle oh gel keyfim gel....
Etiketler: Asparagas haberler.., Balıklar
YENGEÇ RESİMLERİ




Bloğumun ismine layık olmam lazım değilmi arkadaşlar.Ortada hiç yengeç olmayacak ve byyengecin yeri diye bloğunuz olacak hiç olumu? Alın size yengeç resimleri...
Etiketler: Yengeç resimleri
Kaydol: Kayıtlar [Atom]

